Melanoma Sözlüğü

Daha önce hazırladığım Melanoma Sözlüğü'nü bir linke tıklayarak indirebiliyordunuz. Ancak yüklediğim site dokümanı silmiş. O yüzden sözlüğü buraya yazıyorum. Arama yapanlar için de böylesi daha faydalı olacaktır.

Akral lentiginous melanoma
- Çoğunlukla elin içini (ayasını), ayağın altını (tabanını) ve tırnakların altını etkileyen ve diğer melanomalara göre daha az görülen bir melanoma çeşidi. Yavaş geliştiğinden ileri bir evrede teşhis edilme ihtimali daha yüksek.

Aktinik keratosis - Güneşe fazla maruz kalmaktan dolayı ortaya çıkan pembe veya kırmızı bir iz/yara/lekedir. Bu lezyon epitel dokudaki hücrelerde karsinomaya sebep olabilir, ama bunun melanomanın tetikleyicisi olduğu düşünülmüyor.

Adjuvan - İlk tedavinin ardından uygulanan ek tedaviye denir. Melanoma tedavisinde kemoterapi, immünoterapi veya radyasyon gibi tedaviler ameliyattan sonra, metastaz ihtimalini gidermek için adjuvant tedavi olarak uygulanabilirler.

Alopesi - Kemoterapi ve radyoterapi gibi hücre bölünmesini durdurmak amacıyla yapılan tedavilerin ardından ortaya çıkan saç dökülmesi. Kemoterapide tümör hücreleri yok edilirken sağlıklı hücreler de yok oluyor. Saç hücreleri de bunların arasında. Tedaviden sonra saçlar çoğunlukla yeniden çıkıyor, ama bu da tamamen uygulanan tedavinin tipine, yoğunluğuna vs. bağlı.

Alfa-interferon - Alfa interferon beyaz kan hücreleri tarafından üretilen ve vücudumuzda virüslere, bakterilere, kanserlere veya başka yabancı maddelere karşı tepkiler oluşturan bir proteindir. Interferon alfa 2b bunun saf hale getirilmiş sentetik versiyonudur ve III. evredeki melanoma hastalarının adjuvant tedavisinde tekrarlama şansını ortadan kaldırmak amacıyla kullanılır.

Anjiyogenesis - Yeni kan damarlarının ortaya çıkmasıdır. Anjiyogenesis normalde dokuların tamir edilmesine yarar, ama aynı zamanda tümör hücrelerinin büyümesine de yol açar. Klinik deneyler bu tip damarlanmaları engelleyen ilaçların tümör hücrelerinin büyümelerini de durdurduğunu göstermektedir.

Basal hücre karsinoması - Yüzeysel habis epitel doku hücresi kanseri de denen bu kanser, cilt kanserleri içinde en yaygın olanı. Cilt kanserlerinin hemen hemen %80'i bu tipte. Genellikle güneşe fazla maruz kalmış alanlarda acısız bir nodül olarak ortaya çıkıyor. Büyüdükçe kenarları keskinleşiyor ve ortasında kolayca kanayabilen bir krater oluşuyor. bu tip tümörler çok yavaş büyüse ve nadiren metastaz yapsa da mutlaka alınması gerekiyor.
Basal hücreler - Derideki epidermis tabakada yer alırlar ve düzenli olarak bölünerek ölü hücrelerle yer değiştirmesi için derinin yüzeyini oluşturan keratinocyte'leri oluştururlar.

BCNU - Karmustin de denilen ve melanomada da kullanılabilen bir kemoterapi ilacıdır. Genellikle başka kemoterapi ilaçlarıyla birlikte kullanılır.

Benign - Kanser / malignant olmayan tümör ve lezyonların tanımlanmasında kullanılır. Alındıktan sonra tekrarlama olasılığı çok düşüktür.

BRM - "Biological response modifier" yani biyolojik tepki değiştiriciler, vücudun immün sistemine destek olarak kanser veya enfeksiyonlarla savaşmasına yardım ederler. BRM'lere örnek olarak interferonlar, interlökinler, tümör aşıları ve monokolonal antibadiler gösterilebilir.

Biyolojik terapi - İmmünotrapi veya biyoterapi olarak da isimlendirilen bu tedavide, enfeksiyona veya kansere karşı savaşması için immün sistemi onarıcı, güçlendirici, harekete geçirici biyolojik ajanlar kullanılır.

Biyopsi - Vücuttan alınan ve patoloğun incelediği küçük doku parçasıdır. Genellikle teşhisin konması maksadıyla yapılır. Biyopsinin birçok çeşidi vardır.

Breslow ölçümü - Breslow ölçümü, melanoma tümörünün kalınlığını ölçen mikro-evrelendirme tekniğinin adıdır.
Bu ölçü 2002'den beri melanoma evre sistemi olarak tüm dünyada kullanılmaktadır. biyopsiyle veya ameliyatla alınan tümör parçası mikroskop altında özel bir alet kullanılarak ölçülür. Kalınlığı 1mm'nin altında olan tümörler yayılmamış demektir ve bunlar, 1.5 mm'den kalın olan tümörlere göre farklı tedavi edilir.

Carmustine - (BCNU), melanoma hastalarında da kullanılan bir kemoterapi ilacıdır.
CT Scan - Aynı zamanda CAT scan adıyla da bilinen bu tarama, vücudun derinliklerindeki dokulardaki anormallekleri ayırt etmek amacıyla kullanılan özel x-ışınlarıdır.

Cutaneous - Ciltle ilgili

Dacarbazine (DTIC) - Metastaz yapmış IV. evredeki melanoma hastaları için uygulanan standart tedavi rejimidir. DTIC tek başına kullanıldığı gibi, başka bioterapi ve kemoterapi ajanlarıyla birlikte de kullanılır.

Derialtı enjeksiyon - Kısaltması SC veya SQ (Subcutaneous)... Derialtına ilaç enjekte edilmesidir.

Dermatolog - Cilt/deri sorunları ve tedavileri konusunda uzmanlaşmış olan hekim.

Dermis - Derinin alt tabakasının ismidir. Burada kan damarları, ter ve yağ bezleri, kıl keseleri ve sinirler bulunur. Dermis, sıvı seviyesini ve ısıyı düzenlemeye yardım eder. Bir duyu organı olarak hareket eder ve deriye elastikiyetini ve gücünü verir.

Desmoplastik melanoma - Ciltle ilgili melanomaların en az görülen tipidir (tüm melanomaların %1-2'si). Muhkem, sıkı, pigmentsiz, yumru biçimindedir. Daha çok güneşe fazla maruz kalmış yaşlı erkeklerin baş ve boyun bölgelerinde görülür.

Dysplastik nevi - Atipik benlere denir. Bunlar yüksek melanoma olma riski taşırlar. Bu benler genellikle 5mm çapından büyük, düzensiz, kenarları lekeli ve içinde farklı renk tonları barındıran benlerdir. Bu benlerin dermatologlar tarafından yakın takibe alınması önerilir.
Epidermis - Derinin üst tabakasıdır. Çok incedir ve pullu bir dış yüzeyi vardır. Buradaki hücreler hemen altındaki basal hücre tabakasından beslenirler. İçinde pigment barındıran melanositler bu basal tabakada bulunur. Bu en dıştaki tabaka olan Epidermis, alttaki diğer tabakaları dış etkilere karşı korur.

Epiluminescent mikroskopi (ELM) - Hekime portatif bir dermatoskop (ışığı da içinde olan bir 80x büyüteç) kullanarak deri katmanlarına bakma ve şüpheli lezyonları tanıma imkanı veren bir teşhis tekniğidir.

Eksizyonel biyopsi - Melanomanın tanınmasında en çok tercih edilmesi gereken ve önerilen tekniktir, zira şüpheli tümörün tamamımının deriden alınması anlamına gelen cerrahi bir operasyondur.

Evreleme - Kanserin ne kadar ilerlediğini belirten sınıflandırma işlemidir. Uygulanacak tedavinin biçimine karar verilmesinde en önemli araçlardan biridir. Birçok kritere dayanır. Melanomada uygulanan evreleme, tümörün derinliği, tümörde yara (ülser) olup olmadığı, lenf bezelerine sıçrayıp sıçramadığı, LDH isimli enzimin varolup olmadığı (bir çeşit karaciğer enzimi), metastaz olup olmadığı gibi kiriterleri içerir.
Evreleme Sistemi-AJCC2002 -
• Evre I: Tümör 1 mm'den küçük ve ülserli değil veya 1 ila 2 mm arasında ülsersiz.
• Evre II: Tümör 1 ila 2 mm arasında ve ülserli veya 2.01 mm'den büyük ülsersiz. Lenf bezelerine sıçrama yok.
• Evre III: Tümör herhangi bir büyüklükte ve lenf bezelerine sıçramış; ve/veya in-transit tümör var.
• Evre IV: Tümör metastaz yapmış.
* AJCC: American Joint Committee on Cancer

İğne biyopsisi - Çok küçük bir doku örneğinin ince bir iğne vasıtasıyla alınmasıdır.

IL-2 - Vücudumuzdaki lenfosit üretimini harekete geçirerek yabancı ve böylece anormal hücrelere karşı savunma sistemini devreye sokan, yine normalde vücudumuzda üretilen bir maddedir. Karşı harekete geçtiği hücreler arasında tümör hücreleri de vardır. IL-2 melanoma hastalarında kullanılıyor ve interleukin-2 ismiyle de biliniyor.

Immünoterapi - Immunoterapi veya biyolojik terapiler vücuda bazı biyolojik ajanların verilmesiyle vücudun kendisinin kanserli hücrelerle savaşmasını temel alan bir tedavi biçimidir. Bu ajanlar bağışıklık sistemini harekete geçirerek veya direkt olarak tümör hücrelerine karşı harekete geçerek çalışırlar. Çünkü bu ajanlar tüm vücutta çalışırlar. Bu yüzden bunlara sistemik tedaviler denmiştir ve birçok çeşitleri vardır. Bazıları bağışıklık sistemini harekete geçiren aşılardır, bazıları bağışıklık sistemini destekleyicilerdir ve bazıları da güçsüzleşmiş bağışıklık sistemini tamir edicilerdir. Bunların birçoğu ameliyatın ardından adjuvan olarak veya metastaz yapmış kanserin tedavisinde kullanılmaktadır. Bu ajanların büyük çoğunluğu hala kilinik deneylerde deneme aşamasındadır. Ama interferon-alfa ve IL-2 gibi bazıları ise standart tedavi biçimi olarak uygulanmaktadır.

In situ melanoma - Henüz çok erken safhadaki melanomadır. Bunda melanoma hücreleri henüz epidermistedir ve bölünmeye ve yayılmaya başlamamıştır.

In-transit tümör - Bu tümörler orijinal melanoma tümörünün 2 santimetre kadar yanında veya altında olan ufak melanoma tümörleridir. Bu tür tümörlerin varlığı kanserin en yakındaki lenf bezelerine sıçramasına sebep olur.

Insizyonel biyopsi - Tümörün bir parçasının alınması şeklinde yapılan cerrahi biyopsidir. Tümörün çok büyük olduğu ve eksizyonel biyopsi yapılamadığı durumlarda tercih edilir.
Interferon-alfa - Vücudumuzun çeşitli virüslere, bakterilere, kanserlere veya yabancı maddelere karşı tepki vermesini sağlayan ve beyaz kan hücreleri tarafından üretilen bir proteindir. İnterferon adıyla da bilinen interferon alfa 2b, bunun sentetik (laboratuarda üretilmiş) bir versiyonudur ve melanomanın tekrarlamasını engellemek maksadıyla III. evredeki melanoma hastalarının adjuvan tedavisinde kullanılmaktadır.

Interleukin-2 - bkz IL-2

Kanser - Tümörler veya kontrolsüz, anormal büyümeler için kullanılan genel bir terimdir. Bu anormal büyüme (malignancy) yakındaki dokuların içine yayılabileceği gibi vücudun başka yerlerine de sıçrayabilir. Kanser hücreleri yakınındaki dokuları işgal edebilir ve yokedebilir. Orijinal tümörden ayrılarak farklı konumlara doğru yolculuk edrebilir ve buralarda yeni tümörler oluşturabilir. bkz: Malignant

Kemoterapi - kanser hücrelerini öldürmek amacıyla vücuda ilaç verilmesidir. Bu ilaçlar çoğunlukla hücrenin bölünme yeteneğini yoketmek suretiyle çalışırlar. Kemoterapi, sistemiktir çünkü tüm vücudu etkiler. Kanserli hücrelerle birlikte normal hücrelere de zarar verir. Çoğu kemoterapi damar yoluyla yapılır. Yan etkileri oldukça fazladır.

Klark seviyesi - Melanoma tümörünün ilerleyişini (gelişimini) ortaya koyan bir mikro-evrelendirme tekniğidir. Bunda tümörün kalınlığını ölçmek yerine, deri katmanlarındaki tümörün işgal ettiği alanın tanımlanmasıdır.
• Klark seviyesi I: Tümör sadece epidermis'te
• Klark seviyesi II: Tümör dermis'e de yayılmış durumda
• Klark seviyesi III-IV: Dermis'in üst ve alt tabakalarına da yayılmış
• Klark seviyesi V: Derialtına da atlamış durumda

Klinik deney - Yeni tedavilerin denendiği araştırma çalışması.

Lentigo maligna melanoma - Deride koyu bir leke şeklinde bulunan ama gerçekte bir ben olmayan melanoma türüdür. Daha çok güneş ışınlarına fazla maruz kalmış yaşlılarda görülür.

Lezyon - Vücudun yaralı veya hastalıklı bir bölümüne verilen isimdir. Bazen tümör anlamında kullanıldığı da görülür.

Lenf bezeleri - Bağışıklık sisteminin bir parçası olan fasulye şeklinde bir yapıdır. Beze, bakteri ve tömör hücrelerini yakalayan bir filtre gibi çalışır. Aynı zamanda lenf bezeleri bağışıklık aktivitesinin merkezi konumunda yer alır. Buralarda vücudu enfeksiyonlara ve kanser kümelerine karşı korumakla görevli lenfositler ve diğer hücreler bulunur.

Lenfatik mapping - Melanoma tümörünün yayılımını anlamak ve bulmak amacıyla yapılan bir ameliyattır. Tedavi değildir. Yakındaki lenf bezelerine tümörün sıçramış olduğu şüphesi varsa yapılması önerilir. Lenf bezelerinin tamamını hemen almaktansa önce bunun yapılması gerekir. Önce tümörün veya yarasının deride bulunduğu yere radyoaktif bir maddeyle birlikte mavi boya enjekte edilir. Tümöre en yakın bölgedeki lenf bezelerinin bazıları bu mavi boyayı yakalarlar. Mavi boyayı yakalayan bezeler, tümörden gelen hücreleri de yakalaması beklenen ön cephedeki nöbetçi (sentinel) bezelerdir. Bu bezeler ameliyatla alınır ve tümör olup olmadığını bakılır. Tümör bulunursa, tümörün diğer bezelere de sıçmamış olma olasılığı çok yüksek demektir. Dolayısıyla ikinci bir ameliyatla tüm bezeler alınır. Tümör bulunmazsa, diğer bezelere sıçramış olma olasılığı da çok düşük demektir. Bu durumda lenf bezelerinin tamamının lüzumsuz yere alınmasına gerek kalmaz.

Lenfatik sistem - Vücudun her yerinde bulunan bir organlar ve dokular ağıdır. Bağışıklık sistemi için hayati derecede önemli olan hücrelerin üretilmesi ve depolanması görevini yürütür. Kemik iliği, dalak, timüs, lenf bezeleri ve bunları birbirine bağlayan lenf kanalları lenfatik sistemi oluştururlar. Lenfatik sistem doğrudan kan dolaşımı sistemine bağlıdır. Lenfatik sistemdeki bağışıklık sistem aktivitesinden kaçan kanser hücreleri kan dolaşımına karışırak vücudun herhangi bir yerine yolculuk edebilir ve orada metastaz oluşturabilir.

Lenfatik damar - Lenfatik damarlar kılcal damarlara benzeyen çok küçük (hatta mikroskopik) damarlardır. Vücudun her yerine lenf sıvısını ve belli başlı hücreleri taşırlar.
Lenfedema - Bölgesel lenf bezelerinin ameliyatla alınmasından sonra görülen şişmedir.

Lenfosit - Bir çeşit beyaz kan hücresidir. Lenfositler yabancı istilacılara karşı vücudun ilk savunma cephesini oluştururlar. Lenfositler iki sınıftır. B hücreleri antikorlar üretir ve enfeksiyon kapmış, anormal, yabancı bakteri ve virüsleri işaretler. T hücreleriyse işaretlenmiş hücreleri arar ve yok eder.

Malignant - Düzensiz bir biçimde büyüyen ve bölünen kanserli hücreler. Kanser hücreleri yakınında bulunduğu dokuları işgal edebilir ve kan dolaşımı ve lenfatik sistem kanalıyla yolculuk ederek vücudun başka yerlerine sıçrayabilir. Yeni hücreler oluşturmak için süregelen normal hücre büyümesi, bölünmesi ve ölümü, gerektiğinde hücrelerin yenilenmesine karar veren genler tarafından düzenli olarak kontrol edilir. Bu genlerdeki bozulmalar anormal ve kontrolsüz büyümelere yol açar. Sonuç olarak benign (iyi huylu) veya malign (kötü huylu) tümör ortaya çıkar.

Marjin - Kanserli hücreleri çevreleyen normal doku şerididir. Ameliyatta cerrahın amacı bu normal dokunun içinde kalan tümörü çıkarmaktır (eksize). Ameliyattan sonra patolog tümörü ve marjinini değerlendirir. Marjinlerde kanser hücresi bulunmazsa "marjinler negatif" denir. Tersi durumda (kanser hücresi varsa) "marjinler pozitif" denir. Positif marjin varsa metastaz riski de yükselmiş demektir.

Medikal onkolog - Kanser tedavisinde uzmanlaşmış olan hekim.

Melanin - Melanositlerde bulunan ve deriye rengini veren bir pigment. Güneş ışınlarına ve ultraviyole (kızılötesi)radyasyona maruz kalındığında melanositler derinin zarar görmesini engellemek maksadıyla daha fazla melanin üretmeye başlarlar.

Melanositler - Epidermisin basal katmanında bulunan ve deri pigmenti olan melanini üreten hücrelerdir. Melanositler vücudun başka yerlerinde de bulunurlar.

Melanoma - Pigment doğuran melanosit hücrelerinin kanser olmasıdır. Melanoma ara sıra gözde ve diğer organlarda da ortaya çıksa da, esas olarak deride bulunur.

Metastaz - Kanser hücrelerinin bulundukları orijinal tümörden vücudun uzak noktalarına yayılması. Kanser hücreleri diğer organlara kan dolaşımı veya lenfatik sistem kanalıyla yolculuk ederek metastaz yaparlar.

Nevi - Nevüs (ben) kelimesinin çoğuludur. Benler esas olarak iyi huylu melanositlerin kümelenmesidir. Çoğu benler küçük, görünüm olarak birbirine benzer, yuvarlak, siyah, kahve veya açık kahvedir. Bazı çocuklarlar benlerle doğar. Ama çoğu insan tüm benlerine genellikle 40 yaşından önce sahip olurlar.

Nevüs - Hekimlerin "ben" için kullandıkları terim.

Nod - Beze

Nodüler melanoma - Kan toplanmasına ve kubbe şeklinde bir görünüme benzeyen bir cutaneous (cilt) melanomadır.

Oküler - Gözle ilgili

Patolog - Mikroskop altındaki dokuyu inceleyen ve değerlendiren hekim.

PET Scan - Taranan alana bağlı olarak 15 dakika ile 2 saat arasında süresi değişen acısız bir tarama işlemidir. Radionuclide adı verilen radyoaktif bir kimyasal maddenin şekerle karışımının (glukoz) vücuda enjekte edilmesiyle başlar. Radyoaktif maddenin iliştirildiği şeker, diğer normal hücrelere göre daha hızla ve iştahla büyüyen kanser hücreleri tarafından hemen kullanılır. Daha sonra vücut özel bir aletle taranırken bu maddedeki pozitronlar tarayıcı tarafından çekilir ve böylece vücudun veya taranan bölgenin üç boyutlu bir haritası çıkar. Bu arada glukoz ve radyoaktif madde karışımını emen hücreler farklı bir renk koduyla ortaya çıkar. PET taramaları kanserde şu amaçlarla kullanılır:
• İyi huylu ve kötü huylu tümörleri ayırt etmek
• Kanserin vücudun herhangi bir yerinde metastaz yapıp yapmadığını öğrenmek
• Tedavilerin işe yarayıp yaramadığını ölçmek
Göğüs, kolon, yumurtalık, lenfoma, akciğer, melanoma ve baş ve boyun kanserlerinin birçok çeşidinde kullanılır.

Pigment - Hücre ve dokularda bulunan renkli bir maddedir (melanin gibi).

Radyasyon terapisi - Radyoterapi. Tümör hücrelerinin çok güçlü x-ışınları verilerek yokedilmesidir.

Sentinel lenf nod biyopsisi - Bkz. lenfatik mapping

Sistemik - Tüm vücudun etkilenmesidir.

Ulraviyole radyasyon - UV Güneşten gelen ve gözle görülmeyen bu ışınlar deride tahribata neden olurlar. Güneş yanıklarından bunlar sorumludur. Cilt kanserine neden olurlar.

Ülserli - Yanmış, ölmüş ve açık bir yara bırakarak soyulmuş doku.

Yüzeye yayılan tip melanoma - En çok görülen cilt melanoması tipidir. Güneş ışığına maruz kalmamış bölgelerde bile ortaya çıkabilir.

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Kanserle ilgili son gelismelere yer verdigim henuz gelistirme asamasinda olan bir web sitem var. Arastirma yaparken rasladigim bu yaziniza hem fikirlerinizi almak hem de daha cok insana ulasabilmek icin yorum birakmak istedim. Web sitemi ziyaret edip yorumlarinizi paylasabilirsiniz cok sevinirim. Yayin hayatinizda basarilar dilerim.