Kanseri beyniyle yenen adam

Karaciğerinde tümör tespit edilen Dr. İstemi Nebol hiç ilaç kullanmadan, meditasyon yoluyla hastalığı yendi. Kendisiyle yapılan ropörtajı habersağlık.com'dan aynen aktarıyorum.

Geçen yıl eylül ayında kanser olduğum anlaşıldı. Ameliyat oldum ama başarısız geçti. Bunu normal bir hastalık gibi gördüm, hiç ilaç kullanmadan meditasyon yöntemiyle kendi kendimi iyileştirdim
Ben İstemi Nebol, 19nn yılında İzmir'de doğdum. 39 yıllık hekimim. 1967 İstanbul Tıp Fakültesi mezunuyum. Çapa Ortopedi Kliniği'ndeki ihtisasımdan sonra 6 yıl Almanya'da doktorluk yapıp, Türkiye'ye döndüm. Serbest meslek hayatına atıldım. Uzun süre Fenerbahçe Klübü'nün spor hekimliğini yaptım. Alman Hastanesi'nde ortopedi doktoru oldum. Kanser; özel olarak hekimliğimi sürdürürken, aniden 'pat' diye karşıma çıktı. Ameliyatım işe yaramadı, tedavi sırasında hiç ilaç kullanmadım ve kanseri yaşam enerjimi artırarak beyin gücümle yendim. Bu yöntemi tedavi metodu olarak kimsenin üzerinde uygulamadım ve uygulamayacağım. Ancak hastalığımı yenmek için; kendi kendime uyguladığım bu terapi yöntemini sizlerle paylaşmak istedim.

Kanseri neden bilinen tedavilerle değil de; terapiyle yenmeyi tercih ettiniz?
İstanbul ile Almanya'da yaptırdığım tetkikler ve tümörün ameliyatla çıkarılmayacak durumda olması nedeniyle, belki de başka şansım kalmadığı için beynimin gücüne inandım. Bu sayede yaşam enerjimi tekrar kazanarak bu yöntemi uyguladım.

Hasta olduğunuzu nasıl öğrendiniz?
Her şey 2005 yılının ağustos ayında başladı. Hasta olduğum tesadüfen ortaya çıktı. Bir diş iltihabım başladı, antibiyotik verildi ama o beni ishal yaptı. İlacı kestim, sonra hafif bir karın ağrısı başladı. Arkadaşlar bir-iki ilaç önerdi, on gün süreyle onları kullandım. Etkili olmayınca bu ilacı da kestim. Ertesi gün yemekten sonra başlayan ağrılarım kayboldu. Fakat sağ kasık bölgemde hafif bir ağrı ortaya çıktı. Apandisit olabileceğim aklıma geldi ama kendimi yanıltmak istemediğim için bir cerrah arkadaşıma gittim. Onun muayene ve kan tetkikinden sonra, apandisit olmadığım ortaya çıktı. O, benim durumumu çok önemsedi ve ultrasona girmemi istedi. Artık çorap sökülmeye başlamıştı. Arkadan tomografi, MR, tekrar dopler sonografi, akciğer CT ve sintigrafi tetkikleri yapıldı. Ve teşhis ortaya çıktı; karaciğer sağ lopta aşağı yukarı yumruk büyüklüğünde bir tümör vardı. Bu kanser anlamına geliyordu. Ayrıca portal vende (bağırsaklardan karaciğere giden ana damar) büyük oranda tıkanıklık yapan trombüs teşhis edildi. Kan tahlilinde tümör testleri çok yüksekti. Tıp dilinde HCC; yani kaynağı karaciğer hücresi olan kanserdim.

İlk tepkiniz ne oldu?
Eylül ayı başıydı, hastalığım kesinleşir kesinleşmez ilk iş olarak hemen psikiyatrist arkadaşımla temasa geçip, daha önce de öğrenmiş olduğum meditasyon vasıtasıyla yaşam enerjimi yükseltici çalışmalara başladım. Bu sırada normal günlük yaşamımı sürdürdüm. Hasta bakıyor, Caddebostan'daki muayenehanemde normal mesaide çalışıyordum. Bu arada Cerrahpaşa Karaciğer Cerrahisi Bölümü'nde tetkiklerim incelendi ve benim için 'inoperabl' yani 'ameliyat edilemez kararı' verildi.

Ne hissettiniz?
Bunu normal bir hastalık olarak gördüm ve 'ben bunu yenerim' dedim. Hastalığın ciddiyetini de beyin gücümü de biliyordum. Meditasyon yaptığımdan beri beyin gücüme inancım vardı. Hastalığımdan önce de bazı denemelerim olmuştu. Vücudumun belirli yerlerinde çıkan siğiller vardı ve onları beynimin gücüyle, hiç ilaç kullanmadan yok etmiştim. Siğiller, kendi kendine 2n saatte yok olmuşlardı.

Tıp dünyasının teorilerinize bakış açısı ne oldu?
Bu teorilerden onların haberi yoktu. Hastalarım üzerinde tedavinin yanı sıra tamamlayıcı tedavi olarak uyguluyordum, ayrıca kendim de tatbik ediyordum.

Neden ameliyat olmak için yurtdışını tercih ettiniz?
Kızımla birlikte internette araştırma yaptık ve Hannover Tıp Fakültesi'nden 19 Eylül 2005 için randevu aldım. Almanya'da uzun süre çalışmıştım ve burası bu konuda en iyi merkezlerden biriydi. Oradaki klinik şefi Prof. Dr. Klempnauer, yanında yardımcısı ve üç tane daha çalışan ile beş doktor nezaretinde beni kabul etti. Tetkiklerimi incelemişlerdi. Ve bana tömörümün yerinin iyi olmadığını, bu tömörü almak için karaciğerin sağ lobunun tamamen çıkartılması gerektiğini söylediler. Bu karaciğerin yüzde 60'ıdır. Doktor bana; 'Karnınızı açarım, gözümle görürüm, elimle karaciğerinize dokunurum ve hayatınızı riske atmazsa sağ lobu çıkartırım' dedi. Tüm şartlarını kabul ettim. Bir hafta sonra ameliyatım yapıldı. Ertesi gün doktorum 'Tümöre bir şey yapamadım, ancak portel vendeki tıkanıklığı açtım' dedi. Bu kanser dokusunun vücudumda kaldığının ifadesiydi. Ne yapacağımı sordum, o da bana parmağıyla yukarıyı işaret etti; bu 'Tanrı bilir' demekti...

Hiç ümidinizi kaybettiniz mi?
Hayır, aksine hastalığı yeneceğime olan inancım arttı. Başından beri yaptığım çalışmaya, bütün hızımla orada da devam ettim. Beyin gücümle bu tümörü yok etmek için yaşam enerjimi meditasyon ile artırma yöntemine daha çok ağırlık verdim. Altı ay sonra hiçbir ilaç kullanmaksızın tamamen beyin gücümle, karaciğerimdeki tümör yok olma noktasına geldi. Bu sırada yapılan takip ve tetkikler de bunu bütün açıklığıyla ortaya koydu.

Yorumlar